BEYİN TÜMÖRÜ

Paylaş:
A+A-

Direk beyin dokusundan, beyinden çıkan sinirlerden, beyni çevreleyen zarlardan, kafatası kemiğinden veya diğer organlardaki oluşan tümörlerin beyne metastaz yapmasından yani beyne sıçramasından kaynaklanabilir. İyi huylu(benign) ve kötü huylu(malign) olarak ikiye ayrılırlar. İyi huylu tümörler yavaş büyüyen tümörlerdir ve ameliyat sonrası nüks etme yani tekrarlama oranları çok düşüktür. Genellikle ameliyat sonrası kemoterapi veya radyoterapiye yani ameliyat sonrası ek bir tedaviye gerek kalmaz. Kötü huylu tümörler hızlı büyüyen tümörlerdir ve ameliyat sonrası tekrarlama ihtimali yüksektir. Genellikle ameliyat sonrası ek tedaviler (kemoterapi veya radyoterapi) gerekir.

BEYİN TÜMÖRÜ NEDEN OLUR ?

Çoğu beyin tümörü çeşitlerinin neden oluştuğu tam olarak bilinmese de bazı tetikleyici faktörler olduğu bilinmektedir. Her yaşta görülebileceği gibi ileri yaşlarda görülme sıklığı artar. Genetik yatkınlık söz konusudur. Ailede beyin tümörü öyküsü olanlarda beyin tümörü oluşma olasılığı normal bireylere göre biraz daha fazladır. Bazı genetik bozukluklara bağlı da ortaya çıkan hastalıklarda görülme sıklığı artar. Beyaz ırklarda siyah ırklara göre daha sık görülür. Aşırı dozda radyasyona, bazı kimyasal ilaçlara maruz kalma riski arttırır. Cep telefonu kullanımı, radar ve baz istasyonları, mikrodalga fırınlar gibi radyofrekans dalgaları yayan cihazlara bağlı beyin tümörü gelişme olasılıkları halen araştırma aşamasında olup henüz kesin bir kanıya varılmamıştır.

BEYİN TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Belirtiler tümörün yerleşim yerine göre değişir. Baş ağrısı özellikle sabahları, bulantı, kusma, sara nöbetleri, kollarda veya bacaklarda uyuşma, güçsüzlük ve his azalması, denge bozukluğu, görmede azalma veya görme bulanıklığı, işitmede azalma veya işitmenin tek veya iki taraflı tamamen kaybı, hafıza bozukluğu, beyinde hormon salgılayan hipofiz dediğimiz bölgede yerleşmişse memeden süt gelmesi, ellerde ayaklarda büyüme gibi hormon bozukluğuna bağlı şikayet ve belirtiler görülür.

BEYİN TÜMÖRÜ TANISI ?

Detaylı bir anamnez ve fizik muayene sonrası ilaçlı manyetik rezonans görüntüme (MRG) ile tanı konur. MRG’de tümörün yerleşim yeri ve boyutu net olarak görülür. MRG’ye göre eğer ameliyat gerekiyorsa ameliyat planı ve nereden yaklaşım yapılacağı planlanır. MRG dışında ilaçlı tomografi, PET-CT gibi yöntemler de tanıda yardımcıdır.

BEYİN TÜMÖRÜ TEDAVİSİ ?

Tedavi yöntemi tümörün yerleşim yerine ve boyutuna göre belirlenir. Büyük boyutlara ulaşmış, nispeten riskli beyin bölgelerine yakın olan ve büyüdüğü anda hassas bölgelere baskı yapma ihtimali yüksek olan tümörler ameliyatla çıkarılmalıdır. Ameliyat mikrocerrahi tekniğiyle yapılır. Bu ameliyatlarda nöronavigasyon, nöromonitörizasyon kullanılarak nörolojik defisit yani sinir hasarı ve felç gibi gelişebilecek durumları en aza indirmek için teknolojik cihazlardan faydalanılır. Son yıllarda hassas beyin bölgelerinde yerleşmiş tümörler için uygulanan diğer bir teknikte uyanık beyin tümörü ameliyatıdır. Bu teknikte sadece ciltte kesi yerine lokal anestezi yapılır hasta tüm işlemler sırasında uyanıktır. Hassas beyin bölgesine gelindiği sırada hasta uyanık olduğu için nörolojik muayene yapılarak nörolojik defisit gelişme ihtimali minimuma indirilir. Eğer tümör iyi huylu ise ve tamamen çıkarıldıysa ek bir tedaviye gerek kalmaz. Tümör kötü huyluysa tam olarak çıkarılmış olsa bile genellikle kemoterapi veya radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulur. Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte beyin tümörleri tedavisinde gamma knife radyocerrahi tedaviside sık kullanılmaya başlanmıştır. 2.5-3cm altındaki ve cerrahi olarak ulaşılması güç bölgelerde yerleşen tümörlerde oldukça başırılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Gamma knife cihazı tek seferde veya bir kaç seansta tümör dokusuna yoğun ışın vererek tümör dokusunun nekroze olup kaybolması prensibine dayanır.

BEYİN TÜMÖRÜ ÇEŞİTLERİ

Beyin tümörü, beyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü ve çoğaldığı bir anormal doku kütlesidir. 150'den fazla farklı beyin tümörü çeşidi tanımlanmıştır, ancak genel olarak iki ana başlık altında incelenirler: Primer beyin tümörleri ve Metastatik beyin tümörleri.
Primer beyin tümörleri, direk beyin dokusundan veya beynin yakın çevresindeki dokulardan kaynaklanan tümörleri içerir. Primer tümörler glial (beyindeki bazı çeşit hücre grupları) veya glial olmayan (sinirler, kan damarları ve salgı bezleri de dahil olmak üzere beyin yapıları üzerinde gelişir) ve benign veya malign olarak sınıflandırılır.
Metastatik beyin tümörleri, vücudun başka bir yerinde (meme veya akciğerler gibi) ortaya çıkan ve genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne göç eden tümörleri içerir. Metastatik tümörler kanser olarak kabul edilir ve maligndir. Beyindeki metastatik tümörler yaklaşık dört kanser hastasından birinde görülür ya da yılda yaklaşık yılda 150.000 kişiyi etkilemektedir. Akciğer kanserli hastaların neredeyse yüzde 40'ında metastatik beyin tümörleri gelişir. Geçmişte, bu tip tümörü tespit edilen hastaların sadece bir kaç haftalık sağ kalım süreleri mevcuttu. Yeni gelişen teknoloji ile birlikte cerrahi teknikteki ilerlemeler radyoterapi ve yeni nesil kemoterapi yaklaşımlar, hayatta kalma oranlarının artmasına yardımcı olmuştur; ve ayrıca tanıyı takiben hastalar için daha iyi bir yaşam kalitesi sağlar.



İYİ HUYLU BEYİN TÜMÖRLERİ

Kordomalar, 50 ila 60 yaş arası kişilerde en sık görülen benign ve yavaş büyüyen tümörlerdir. En yaygın yerleşim yerleri kafatasının tabanı ve omurganın alt kısmıdır. Bu tümörler iyi huylu olmasına rağmen, komşu kemiğe sıçrayabilir ve yakındaki nöral dokuya baskı yapabilirler. Bunlar nadir görülen tümörler olup, tüm primer beyin tümörlerinin sadece yüzde 0,2'sine katkıda bulunurlar.
Kraniyofarenjiyomlar tipik olarak iyi huyludur, ancak beyindeki derin kritik yapılara yakın konumlarından dolayı nispeten tamamen çıkarılmaları zordur. Bunlar genellikle hipofiz bezinin bir bölümünden (vücuttaki birçok hormonu düzenleyen yapı) ortaya çıkar, bu nedenle bazı hastalarda hormon düzensizlikleri yapabilirler.
Gangliogliomlar, gangliomalar ve anaplastik gangliogliomalar, esas olarak genç erişkinlerde göreceli olarak iyi diferansiye olan neoplastik sinir hücrelerini içeren nadir tümörlerdir.
Glomus jugulare tümörleri genellikle benigndir ve tipik olarak boyunda ana toplayıcı damarın üst kısmında, kafatasının altında yer alırlar. En yaygın glomus tümörü tipidir. Bununla birlikte, genel olarak glomus tümörleri, baş ve boyundaki neoplazmların sadece yüzde 0.6'sına katkıda bulunur. Meningiomlar, tüm beyin tümörlerinin yüzde 10 ile 15'ini oluşturan en yaygın iyi huylu intrakraniyal tümörlerdir, ancak çok küçük bir yüzdesi kötü huyludur. Bu tümörler, beyin ve omuriliği çevreleyen zar benzeri yapılar olan meninkslerden köken alırlar.
Pineositomalar, genellikle yetişkinlerde görülen pineal hücrelerden kaynaklanan benign lezyonlardır. Bunlar genellikle iyi tanımlanmış, invazif olmayan, homojen ve yavaş büyüyen iyi huylu tümörlerdir. Hipofiz adenomları, gliomlar, meningiomlar ve schwannomalardan sonra en sık görülen beyin tümörlerdir. Hipofiz adenomlarının büyük çoğunluğu iyi huylu tümörlerdir ve oldukça yavaş büyümektedir. Kötü huylu hipofiz tümörleri bile nadiren vücudun diğer bölgelerine yayılır. Adenomlar, hipofiz bezini etkileyen en yaygın hastalıktır. Çocuklarda da görülmesine rağmen, genellikle 30'lu veya 40'lı yaşlardaki insanlarda daha sık görülür. Bu tümörlerin çoğu başarıyla tedavi edilebilir.
Schwannomlar erişkinlerde yaygın görülebilen iyi huylu beyin tümörleridir. İşitme sinirinin etrafını çevreleyen dokudan köken alır. Akustik nörinomlar, beyinden kulağa giden sekizinci kraniyal sinir ve vestibülokoklear sinirden kaynaklanan en sık görülen tipidir. Her ne kadar bu tümörler iyi huylu olsalar da, sinirler üzerinde ve sonuçta beyin üzerinde baskı uygularlarsa ciddi komplikasyonlara ve hatta ölüme neden olabilirler.

KÖTÜ HUYLU BEYİN TÜMÖRLERİ

Gliomlar yetişkin beyin tümörlerinin en sık görülen tipidir ve kötü huylu beyin tümörlerinin büyük çoğunluğunu oluştururlar. Glia olarak adlandırılan beynin destekleyici hücrelerinden ortaya çıkarlar. Bu hücreler astrositler, ependimal hücreler ve oligodendroglial hücreler olarak ayrılır. Astrositomlar, tüm beyin ve omurilik tümörlerinin yaklaşık yarısını oluşturan en yaygın gliomlardır. Astrositomlar astrositler olarak adlandırılan yıldız şeklindeki glial hücrelerden, beynin destekleyici dokusunun bir parçası olarak gelişir. Beynin birçok yerinde olabilir, beyincikte daha nadir görülürler. Her yaştan insanda astrositom gelişebilir, ancak yetişkinlerde daha sık görülür - özellikle orta yaşlı erkeklerde. Beyincikte görülen astrositomlar, çocuklarda veya genç insanlarda daha yaygındır ve çocukluk çağı beyin tümörlerinin çoğunu oluştururlar. Çocuklarda, bu tümörlerin çoğu, düşük dereceli olarak kabul edilirken, yetişkinlerde, çoğu, yüksek derecelidir.
Ependimomlar, beyindeki sıvı dolaşan boşlukları kaplayan ependimal hücrelerin bir neoplastik transformasyonundan oluşur ve tüm beyin tümörlerinin yüzde iki ile üçünü oluşturur. Glioblastoma multiforme (GBM), glial tümörlerin en kötü huylu tipidir. Bu tümörler hızla büyürler ve kötü prognoza sahiptirler. Astrositler ve oligodendrositler gibi çeşitli farklı hücrelerden oluşabilirler. GBM, 50 ile 70 yaş arası kişilerde daha yaygındır ve erkeklerde kadınlardan daha sık görülür. Medulloblastomlar genellikle çocuklarda beyincikte ortaya çıkar. Yüksek dereceli tümörlerdir, ancak genellikle radyasyon ve kemoterapiye cevap verirler. Oligodendrogliomalar, beyindeki sinir hücrelerini kaplayan miyelin yapan hücrelerden oluşurlar. Genellikle iyi huyludurlar ve yavaş büyürler.

ÇOCUKLARDA BEYİN TÜMÖRLERİ

Çocuklarda beyin tümörleri tipik olarak yetişkinlerdeki beyin tümörlerine göre farklı dokulardan gelişir. Yetişkin beyni tarafından oldukça iyi tolere edilen tedaviler (radyasyon terapisi gibi), özellikle de beş yaşından küçük çocuklarda, çocuğun beyninin normal gelişimini engelleyebilir. Pediatrik Beyin Tümörü Vakfı'na göre, ABD'de yaklaşık 4,200 çocuğa bir beyin tümörü teşhisi konmuştur. Beyin tümörü tanısı alan çocukların yüzde yetmiş ikisi, 15 yaşından küçüktür. Çocukluk çağı beyin tümörlerinin çoğu beyincikten köken alır. Çocuklarda genellikle hidrosefali (beyinde su toplanması) veya kranial sinir felçleriyle kendini gösterir. Bazı beyin tümörleri çocuklarda yetişkinlere göre daha yaygın görülür. Pediatrik tümörlerin en sık görülen tipleri medulloblastomalar, düşük dereceli astrositomlar (pilositik), ependimomlar, kraniofaringiomlar ve beyin sapı gliomlarıdır.

BEYİN TÜMÖRÜ NEDEN OLUR ?

Beyin tümörlerinin, bir hücrenin kromozomlarındaki belirli genler hasar gördüğünde ve artık düzgün bir şekilde işlev görmediğinde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu genler normal olarak hücrenin bölünme hızını düzenler (eğer tamamen bölerse) ve diğer genlerin kusurlarını tamir eden genleri onarır, ayrıca hasarın onarımın ötesinde ise hücrenin kendini imha etmesine neden olan genleri de düzenler. Bazı durumlarda, bir birey bu genlerin bir veya daha fazlasında kısmi kusurlarla doğabilir. Çevresel faktörler daha fazla hasara yol açabilir. Diğer durumlarda, genlere çevresel hasar tek neden olabilir. Bazılarında çevresel faktörlere maruz kalınca neden beyin tümörü geliştiği, aynı çevresel faktörlere maruz kalanlarda ise neden beyin tümörü gelişmediği hala bilinmemektedir. Bir hücre hızla bölünür ve büyümesini kontrol etmek için iç mekanizmalar zarar gördüğünde, hücre sonunda kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak bir tümör haline gelebilir. Bir başka savunma hattı, vücudun anormal hücreyi en iyi şekilde algılayan ve öldüren bağışıklık sistemi olabilir. Fakat tümörler bağışıklık sisteminin onları tanımasını engelleyen maddeler üretebilir. Hızla büyüyen bir tümör, normal dokuya yönelik lokal kan akımıyla sağlanabilecek olandan daha fazla oksijen ve besin maddesine ihtiyaç duyabilir. Tümörler, kan damarlarının büyümesini destekleyen anjiyogenez faktörleri olarak adlandırılan maddeler üretebilirler. Yeni oluşan bu damarlar sayesinde tümör hücresinin büyümesi için yeterli oksijen ve besin maddeleri kan yoluyla tümör dokusuna iletilmiş olur. Bu alanda araştırmalar yapılmakta, ancak bu bilginin potansiyel terapilere dönüştürülmesi için daha kapsamlı araştırmalar gerekmektedir.

KLİNİK BULGULAR

Semptomlar genellikle sinsidir. Tümörün yerleşim yerine göre değişiklikler görülebilir. Kötü huylu olup olmamasına bağlı olarak birkaç hafta yada yılda yavaşça ilerleme gösterir. Bazen tümör içine kanama veya hidrosefali nedeniyle ani bir klinik tablo ortaya çıkarır. İntrakranial tümörlerin semptom ve bulgularını 2 grupta toplamak mümkündür.
1.KİBAS (Kafa içi basınç artışı) ve serebral herniasyonlar: Baş ağrısı, kusma, papil stazı ana semptom ve bulgulardır. Herniasyona bağlı bilinç bozukluğu, pupil ışık reaksiyonu anomalileri gelişebilir.
2.Epilepsi (Nöbet): Beyin tümörlü hastaların %30-50 sinde generalize, parsiyel veya parsiyel başlayıp generalize olan nöbetlere rastlanır. Parsiyel (fokal) nöbetler tümör yerinin belirlenmesinde yardımcıdır. Jacksonien (fokal) motor nöbetler motor korteks çevresindeki tümörlerde, duyusal fokal nöbetler parietal duysal korteks tümörlerinde, kompleks parsiyel nöbetler medial temporal lob tümörlerinde görülürler. Saf görsel veya işitsel nöbetler çok nadirdir. Sabah daha şiddetli olabilen baş ağrısı veya hastayı uyandırabilecek kadar şiddetli olabilir.
Konuşma bozukluğu
Kişilik değişiklikleri
Vücudun bir yarısında kollarda veya bacaklarda felç veya güçsüzlük
Görme bozuklukları
İşitme azalması veya işitme kaybı, gibi şikayetler görülür.

BEYİN TÜMÖRÜ TANISININ ÖNEMİ VE TEDAVİSİ

Gelişmiş görüntüleme teknikleri beyin tümörlerini belirleyebilir. Tanı araçları bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) içerir. Diğer MRG sekansları, cerrahın, beynin normal sinir yollarının konumuna göre tümör rezeksiyonunu planlamasına yardımcı olabilir. İntraoperatif MRG ayrıca doku biyopsileri ve tümör çıkarılmasını yönlendirmek için ameliyat sırasında kullanılır. Manyetik rezonans spektroskopisi (MRS), tümörün kimyasal profilini incelemek ve MRG'de görülen lezyonların yapısını belirlemek için kullanılır. Pozitron emisyon tomografisi (PET taraması) tekrarlayan beyin tümörlerinin tespit edilmesine yardımcı olabilir. Bazen beyin tümörünün kesin tanısını koymanın tek yolu biyopsi ile olur.

Beyin tümörleri (primer veya metastatik, kötü veya iyi huylu) genellikle cerrahi, radyasyon ve / veya kemoterapi ile tedavi edilir. Radyasyon ve kemoterapinin kötü huylu, cerrahi sonrası tamamen temizlenemeyen veya tekrarlayan tümörler için daha sık kullanıldığı doğru olsa da, hangi tedavinin kullanılacağına dair kararlar duruma göre belirlenir ve bir takım faktörlere bağlıdır. Her tedavi tipi ile ilişkili riskler ve yan etkiler vardır.
İyi huylu bir beyin tümörü için, özellikle tümör tamamen çıkarılabiliyorsa, sadece cerrahi genellikle yeterli olur. Cerrahi sonrası kalan tümör dokusu varsa, radyasyon tedavisi ve kemoterapi kullanılabilir. Kötü huylu tümörler için tedavi genellikle ameliyat ve sonrasında radyasyon tedavisi ve kemoterapi takip eder.
Beyin tümörlerini başarıyla tedavi etmek zor olabilir. Vücudun kan-beyin bariyeri normalde beyin ve omuriliği zararlı kimyasallardan korur. Bununla birlikte, bu bariyer aynı zamanda birçok kemoterapi ilaçlarını da dışarıda tutar. Tümör beyin veya omuriliğin hassas bir kısmına yakınsa, cerrahi zor olabilir. Cerrah tümörü tamamen çıkarabilse bile, tümörün parçaları cerrahi sırasında görülemeyecek veya çıkartılamayacak kadar küçük kalabilir. Radyasyon tedavisi ayrıca sağlıklı dokuya da zarar verebilir. Bununla birlikte, son 20 yılda yapılan araştırmalar, beyin tümörü olan insanların yaşamlarını önemli ölçüde uzatmaya yardımcı olmuştur. Daha ileri teknik cerrahiler, kemoterapiye cevap veren tümör tiplerinin daha iyi anlaşılması ve radyasyon tedavisinin daha hedefe yönelik olarak uygulanması, beyin tümörü tanısı alan pek çok insan için yaşam süresini uzattı ve yaşam kalitesini iyileştirdi. Tüm tedavi seçeneklerinizi öğrenmek için zaman ayırın ve belirsiz olan şeyler hakkında soru sorduğunuzdan emin olun. Her tedavinin hedefleri ve tedaviyi alırken neler beklediğiniz hakkında doktorunuzla konuşabilir ya da bana bu link üzerinden ulaşarak, tedavi kararları hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışın.

CERRAHİ TEDAVİ NASIL OLUR?

Ameliyat sırasında tümör normal beyin dokusu görülene kadar çıkarılmalıdır. Genellikle bir beyin tümörü için kullanılan ilk tedavidir ve genellikle iyi huylu bir beyin tümörü için gerekli olan tek tedavidir. Tümörün çıkarılması nörolojik semptomları iyileştirebilir, tanı için doku sağlayabilir, diğer beyin tümör tedavilerini daha etkili hale getirebilir ve birçok durumda beyin tümörü olan bir kişinin yaşam süresi ve yaşam kalitesini iyileştirebilir.
Beyin tümörleri için kortikal haritalama, gelişmiş görüntüleme ve floresan boyaların kullanımı dahil olmak üzere cerrahide hızlı gelişmeler olmuştur. Kortikal haritalama, duyuları, dili ve motor becerilerini kontrol eden beyin alanlarını tanımlanmasını sağlar. Geliştirilmiş görüntüleme cihazları cerrahlara cerrahiyi planlamak ve uygulamak için daha fazla araç sağlar. Örneğin, navigasyon gibi bilgisayar tabanlı teknikler, cerrahların tümörün yerini doğru bir şekilde haritalandırmasına yardımcı olur. Beynin konuşma veya kol bacak hareketlerini kontrol eden merkezine yakın bir tümör için, ameliyatın bir kısmı için hasta uyanıkken operasyonu gerçekleştirmek giderek daha yaygınlaşmaya başlamıştır. Bazen cerrahi yapılamaz çünkü tümör cerrahi olarak ulaşılamayacak bir yerde bulunur veya hayati bir yapıya yakındır. Biyopsi veya tümörün bir kısmının çıkarılmasını da içeren başka tedavi seçeneklerini gündeme gelebilir.

RADYOTERAPİ İLE TEDAVİ

Radyasyon tedavisi, tümör hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili x-ışınları veya diğer parçacıkların kullanılmasıdır. Genellikle ameliyat sonrası ve genellikle kemoterapi ile birlikte verilir. En yaygın radyasyon tedavisi türü, vücudun dışındaki bir makineden verilen radyasyon olan harici ışın radyasyon tedavisi olarak adlandırılır. Bir radyasyon terapisi rejimi veya programı genellikle belirli bir süre boyunca ve belirli dozlarda verilen tedaviden oluşur.
Harici ışın radyasyon tedavisi, tümöre aşağıdaki şekillerde yönlendirilebilir: Geleneksel radyasyon tedavisi. Tedavi yeri anatomik işaretler ve x-ışınlarına göre belirlenir. Beyin metastazları için tüm beyin radyasyon terapisi gibi belirli durumlarda bu teknik uygundur. Daha kesin hedefleme için, farklı tekniklere ihtiyaç vardır. Verilen radyasyon miktarı tümörün derecesine bağlıdır.
3 boyutlu konformal radyasyon tedavisi (3D-CRT). BT ve MRI taramalarından görüntüler kullanarak tümörün 3 boyutlu bir modeli ve tümörü çevreleyen sağlıklı doku bir bilgisayarda yaratılır. Bu model radyasyon ışınlarını direkt olarak tümöre yönlendirmek için kullanılabilir, bu da sağlıklı dokuyu yüksek dozda radyasyon tedavisinden korur.
Proton tedavisi. Proton tedavisi, x-ışınları yerine protonları kullanan bir tür harici ışın radyasyonu tedavisidir. Yüksek enerjide, protonlar tümör hücrelerini yok edebilir. Proton ışın terapisi, genellikle yerleşim yeri nedeniyle daha az radyasyon gerektiğinde tümörler için kullanılır.
Stereotaktik radyocerrahi. Stereotaktik radyocerrahi, doğrudan tümöre verilen ve sağlıklı doku olmayan tek bir yüksek doz radyasyonun kullanılmasıdır. Bir kişi birden fazla metastatik beyin tümörü olduğunda da kullanılabilir.

KEMOTERAPİ İLE TEDAVİ

Kemoterapi, genellikle kanser hücrelerinin büyüme ve bölünme kabiliyetlerini sona erdirerek, tümör hücrelerini yok etmek için ilaçların kullanılmasıdır. Kemoterapinin amacı, ameliyattan sonra kalan tümör hücrelerini yok etmek, tümörün büyümesini yavaşlatmak veya semptomları azaltmaktır.